İngiliz İşgali ve Bölgeleri
İngiltere, Birinci Dünya Savaşı sonrasında Ortadoğu ve Anadolu üzerindeki emperyalist hedeflerini hızla uygulamaya koydu. Mondros Ateşkes Antlaşması'nın mürekkebi kurumadan, zengin petrol yataklarına sahip Musul'u işgal ederek Anadolu'daki ilk fiili müdahaleyi başlattı. İngilizlerin...
İngiltere, Birinci Dünya Savaşı sonrasında Ortadoğu ve Anadolu üzerindeki emperyalist hedeflerini hızla uygulamaya koydu. Mondros Ateşkes Antlaşması’nın mürekkebi kurumadan, zengin petrol yataklarına sahip Musul’u işgal ederek Anadolu’daki ilk fiili müdahaleyi başlattı. İngilizlerin temel stratejisi; önemli limanları, stratejik geçiş noktalarını, demiryolu ağlarını ve maden bölgelerini kontrol altına almaktı.
Bu strateji doğrultusunda İngiliz birlikleri kısa sürede İskenderun, Urfa, Antep, Maraş, Çanakkale, İzmit, Eskişehir, Afyon ve Merzifon gibi kritik noktalara asker çıkardı. Özellikle Boğazlar bölgesi ve İstanbul’daki İngiliz yüksek komiserliğinin baskıcı politikaları, Osmanlı Hükümeti’ni tamamen işlevsiz hale getirmeyi amaçlıyordu. Karadeniz’deki önemli liman şehirleri olan Samsun ve Batum da İngilizlerin Karadeniz-Kafkasya hattını kontrol etme planının bir parçası olarak işgal edildi.
İngiliz işgali altındaki bölgelerde halka yönelik sert uygulamalar, tutuklamalar ve yerel yönetime yapılan ağır müdahaleler, Türk halkının tepkisini hızla büyüttü. İngiltere, Anadolu’nun geniş coğrafyasında uzun süreli askeri birlik tutmanın maliyetli ve zor olduğunu fark edince, Suriye İtilafnamesi (1919) ile Urfa, Antep ve Maraş gibi güney vilayetlerini müttefiki Fransa’ya devretti. Ancak İngilizlerin Anadolu’yu stratejik olarak kuşatma çabası, Milli Mücadele’nin örgütlenme sürecini hızlandıran ve Türk milletinin bağımsızlık inancını perçinleyen en büyük etkenlerden biri oldu.



