Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükümeti

İstanbul'daki merkezi yönetimin işgal güçlerine boyun eğmesi ve vatanın dört bir yanının işgal edilmesi, Türk milletini kendi kaderini kendi ellerine almaya mecbur bıraktı. 19 Mayıs 1919'da Mustafa Kemal Paşa'nın Samsun'a ayak basmasıyla...

İstanbul’daki merkezi yönetimin işgal güçlerine boyun eğmesi ve vatanın dört bir yanının işgal edilmesi, Türk milletini kendi kaderini kendi ellerine almaya mecbur bıraktı. 19 Mayıs 1919’da Mustafa Kemal Paşa’nın Samsun’a ayak basmasıyla başlayan o kutlu yürüyüş, sadece bir askeri direniş değil, aynı zamanda yeni bir devletin kuruluş felsefesinin doğuşuydu. Amasya Genelgesi, Erzurum ve Sivas Kongreleri ile adım adım örülen bu süreç, “Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir” ilkesini her şeyin üzerinde tuttu.

23 Nisan 1920’de Ankara’da Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin (TBMM) açılmasıyla, Anadolu Hükümeti resmen tarih sahnesine çıktı. İşgal güçlerinin ve İstanbul Hükümeti’nin tüm baskılarına, çıkarılan iç isyanlara ve yokluklara rağmen Ankara, Milli Mücadele’nin atan kalbi oldu. Bu yeni hükümet, bir yandan dağınık haldeki Kuva-yi Milliye birliklerini düzenli ordu çatısı altında toplarken, diğer yandan uluslararası alanda diplomatik zaferler kazanarak kendi meşruiyetini tüm dünyaya kabul ettirdi.

Anadolu Hükümeti’nin sarsılmaz iradesi, yokluklar içindeki bir halkın varoluş savaşını yöneterek askeri zaferleri peş peşe getirdi. Bu hükümet sadece düşmanı yurttan kovmakla kalmadı; çağdaş, laik ve tam bağımsız Türkiye Cumhuriyeti’nin de sarsılmaz temellerini attı. Mudanya Ateşkesi ve Lozan Barış Antlaşması ile taçlanan bu diplomatik ve askeri deha, 29 Ekim 1923’te Cumhuriyet’in ilanıyla modern Türkiye’nin doğuşunu müjdeledi.

Önceki yazı Osmanlı İmparatorluğu Hikayeye geri dönSonraki yazı yok