Osmanlı İmparatorluğu

Altı asır boyunca üç kıtada hüküm süren, köklü bir devlet geleneğine ve muazzam bir kültürel mirasa sahip olan Osmanlı İmparatorluğu, 20. yüzyılın başlarında girdiği savaşların faturasını ağır ödedi. Trablusgarp ve Balkan Savaşları...

Altı asır boyunca üç kıtada hüküm süren, köklü bir devlet geleneğine ve muazzam bir kültürel mirasa sahip olan Osmanlı İmparatorluğu, 20. yüzyılın başlarında girdiği savaşların faturasını ağır ödedi. Trablusgarp ve Balkan Savaşları ile başlayan toprak kayıpları, Birinci Dünya Savaşı’ndaki yıkıcı yenilgiyle zirveye ulaştı. İmparatorluğun askeri, ekonomik ve demografik gücü tamamen tükenmiş, asırlık çınar artık ayakta duramaz hale gelmişti.

Başkent İstanbul’un İtilaf Devletleri tarafından fiilen ve ardından resmen işgal edilmesi, imparatorluğun bağımsızlığını ve egemenlik haklarını fiilen ortadan kaldırdı. Padişah ve İstanbul Hükümeti, işgal kuvvetlerinin namluları altında esir konumuna düşmüş, milleti koruma ve devleti savunma refleksini tamamen yitirmişti. 1920 yılında imzalanan Sevr Antlaşması ise, Osmanlı İmparatorluğu’na biçilen ölüm fermanıydı; Türk milletini Anadolu’nun küçük bir bölgesine hapsetmeyi ve devleti tamamen parçalamayı öngörüyordu.

Ancak İstanbul’un bu teslimiyetçi tutumu, Anadolu’daki bağımsızlık ateşini söndürmek yerine daha da alevlendirdi. İmparatorluğun kurumları çökerken, millet kendi içinden çıkardığı liderlerle yeni bir yol çizmeye karar verdi. Kurtuluş Savaşı’nın başarıya ulaşması ve 1 Kasım 1922’de saltanatın kaldırılmasıyla birlikte, bir zamanlar cihanı titreten Osmanlı İmparatorluğu siyasi ömrünü resmen tamamladı ve yerini genç, dinamik ve bağımsız bir yapıya bıraktı.

Önceki yazı Yunanistan İşgali ve Bölgeleri Hikayeye geri dön Sonraki yazı Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükümeti